ⓘ Kavimler Göçü

                                     

ⓘ Kavimler Göçü

Kavimler Göçü, 350-800 yılları arasında Avrupaya yapılan siddetli insan göçüdür. Ilk dönem ve ikinci dönem olarak ikiye ayrılmaktadır. Ikinci dönem kavimler göçü ilk dönem kavimler göçünün devamı niteliğindedir. Ilk dönem kavimler göçü Roma Imparatorluğu ve Hunlar arasında yoğun sınır değisikliklerini kapsar. Ilk gelen göçmenler Hunlar, Slavlar, Ön Bulgarlar, Alanlar tarafından Batıya doğru sürülen Gotlar, Anglo-Saksonlar, Vandallar ve Franklar gibi Cermen kabileleriydi. Ikinci dönem göçleri de Kuzey Afrika, Anadolu ve Avrupada derin değisimlere sebep olmustur.

                                     

1. Ilk Dönem Kavimler Göçü

Ilk Dönem Kavimler Göçü, 4. yüzyılın ortalarında Hunların Aral Gölü ile Hazar Denizi arasındaki bölgeden Don ve Volga nehirleri arasındaki bölgeye kaymaları ile baslamıstır.

                                     

1.1. Ilk Dönem Kavimler Göçü Göçler ve Istilalar

Orta Asyadaki Çin egemenliğinden kurtulmak için MS. 350 yıllarında batıya hareket eden Hun grubu, Volga-Don nehirleri arasında yasayan Hunların daha batıya göçmelerine neden oldu. O tarihlerde Karadenizin kuzeyindeki düzlüklerde Cermen kavimlerinden olan Gotlar ve günümüzdeki Slav halklarının ataları olan Ön Slavlar yasamaktaydı. 375 yılında Hunlar, Gotların ve Ön Slavların yasadıkları bu bölgeye girdiler.

Hunların bu bölgeye yerlesmesiyle bu bölgede daha fazla tutunamayan ve çoğunluğu Cermen olan Vizigotlar, Ostrogotlar, Anglo-Saksonlar, Franklar, Gepitler, Lombardlar, Burguntlar, Vandallar, Normanlar ve Germen olmayan Slavlar batıya doğru göç etmeye basladılar. Romalıların barbar olarak adlandırdığı bu kavimler önlerine çıkan diğer kavimleri de önlerine katarak Ispanyaya hatta Kuzey Afrikaya kadar ilerlediler. Avrupada yıllarca süren bu döneme Kavimler Göçü denir. Kavimler Göçü, günümüz Avrupa devletlerinin temellerinin atıldığı önemli bir olaydır. Göçün temel sebebi siyasi etmenlerdir.

Göçün ilk yıllarında Cermen kabileleri Roma Imparatorluğunun batı kesimindeki birçok bölgeyi ele geçirmisti. 376da Hunlarla savasan Got kabilesi Tervingiler, Roma topraklarına girdi. Ertesi yıl, Marcianopoliste Tervingilerin lideri Fritigern, Romalı asker Lupicinus ile bulusmasında öldürüldü. Tervingiler ayaklandı ve Got kabilesi olan Vizigotlar 410da Italyayı istila etti. Büyük Teoderik komutasındakı Ostrogotlar tarafından Italyanın içlerine kadar takip edildiler. Galyada Franklar ağır Roma topraklarına girdiler. Allemannideki savasları kazanan Vizigotlar geleceğin Fransa ve Almanyası olacak Frank Krallığını kurdular. Büyük Britanyaya gelen Anglo-Saksonlar ise Romanın Britanyadaki sonunu getirdi.

                                     

1.2. Ilk Dönem Kavimler Göçü Ilk Dönem Kavimler Göçünün Sonuçları

  • Göçler sonunda bugünkü Ispanyaya Vizigotlar, Kuzey Afrikaya Vandallar, Italyaya Ostrogotlar, bugünkü Fransaya ise Franklar yerlesmistir.
  • Ilk Çağ sona ermis, Orta Çağ baslamıstır.
  • Barbar kavimlerin birbirleriyle ve Romalılarla kaynasması sonucu yeni milletler ortaya çıkmıstır ve bunun sonucunda bugünkü Avrupa milletlerin etnik yapısının olusumundaki katkısı çok fazla olmustur.
  • Roma Imparatorluğu 395te ikiye ayrılmıstır. Batı Roma Imparatorluğu ve Doğu Roma Imparatorluğu Bizans
  • Göçlere dayanamayan Batı Roma Imparatorluğu 476da yıkılmıstır.
  • Barbar kavimler arasında Hristiyanlık hızla yayılmıstır. Cermenler, Hristiyanlığı kabul ederek Ortaçağ Avrupasına damgalarını vurmuslardır.
  • Avrupada derebeylik feodalite rejimi ortaya çıkmıstır.
  • Avrupa yüzyıla yakın bir süre karısıklıklar içerisinde kalmıstır.
  • Bunun sonucunda Orta Çağ Avrupasında kilise, papalık ve skolastik düsünce güç kazanmaya baslamıstır.


                                     

2. Ikinci Dönem Kavimler Göçü

567 yılında Türk boyu Avarlar ve Kuzey Italyadaki Cermen kabilesi Lombardlar, Gepid Krallığının büyük kısmını yok ettiler. Ön Bulgarlar yedinci yüzyılda Bizansın doğu Balkanlardaki topraklarını ele geçirdiler.

Bizans-Arap Savasları sırasında Arap 8. yyın sonunda 9. yyın basında, Anadolu üzerinden Balkanları ele geçirmeye çalıstılar ancak 718de Ön Bulgarlar ve Bizans Orduları, Arapları Konstaninopolis Kusatması sırasında yenilgiye uğrattılar. Hazar-Arap Savaslarında da Hazarlar Arapları Kafkaslarda durdurdular. Aynı zamanlarda Emeviler, 732de Franklar tarafından Puvatya Muharebesinde durdurulana dek Avrupayı Cebelitarık üzerinden istilaya basladılar.

                                     

3. Iklim değisikliğinin kavimler göçü ve Romanın çöküsü üzerine etkisi

Klasik tarih anlatısına dayanarak kavimler göçü siyasi ve askeri bir olaylar bütünü olarak açıklanmıstır ve üzerinde çokça durulmustur zira Kavimler Göçü günümüz Avrupasının temelini atan, Akdenizin kaderini 1500 sene belirleyen bir adımdır. Çağlar boyunca bilgeler ve modern asırlardan bu yana tarihçiler Batı Roma Imparatorluğunun çöküsüne de neden olan bu olayı sadece tarihi kaynaklar ve arkeolojik materyaller üzerinden değerlendirmis ve Batı Akdenizdeki otorite kaybını ani bir çöküs, katastrofik son olarak adlandırdılar. Son yıllarda özellikle doğa bilimlerinin de toplum bilimleri ile ortak çalısması sonucu tarihçiler antik çağ sonunu ani bir yıkım, bir felaket olarak değil asamalı bir geçis öngörmektedirler. Doğal süreçlerin toplum yasamı, insan medeniyeti üzerindeki etkisini hesaba katma eğilimi otaya çıkmıstır. Artık çok yönlü çalısmalar sonucu tarihçiler Kavimler Göçünün asamalı bir çöküs dönemine sebep olduğu, ama daha da önemlisi kavimler göçünün de sadece askeri bir temelde gelismediği ve sebeplerinin arkasında iklim değisikliğinin yattığı tezi ortaya atılmıstır. 18. asrın sonunda Edward Gibbon, anıtsal eseri 6 ciltlik" The history of the decline and fall of the Roman Empire" Batı Romanın yıkılısı için çok önemli bir bakıs açısı ortaya koymustur. Bu genis ve yapısalcı bakıs açısı sayesinde kavimler göçünün de altında yatan farklı ve dıssal nedenler gündeme getirildi. Giderek soğuyan Kuzey Doğu Avrasya bozkırlarının halklarının sistematik sekilde Akdeniz havzasına akın etmesi ve bu baskının gücü zaten Akdenizdeki iklimsel dengesizlikle bozulan Romayı asama çöküse götürmesi artık daha çok kabul gören bir yorum. Yaklasık bir asır önce, Ingiliz meteorolog Hubert Lamb, Akdeniz ve Kuzey Avrupayı kapsayan bir çalısma ile çok sayıda paleoklimatolojik bulgu topladı ve yorumladı. Sonuçlar bir hayli sasırtıcıydı, zira geç Holosende yani son 3000-4000 yıl içinde iklimsel duraylılığın olmadığı göstermisti ve bu da yoğun olarak çevresel etkilere maruz kalındığını ortaya koymustur. Özellikle yapılan çalısmaların tarihlendirilmesi ve tarihsel verilerle karsılastırılması sonucu özellikle Romanın gücünün zirve yaptığı dönemlerin sıcak periyotlara rastladığı görülmüstür Roman Warm Period. Yüksek ve stabil solar aktivite ve buna mukabil zayıf volkanik aktivite Roma için ciddi olarak istikrarlı bir hüküm dönemi sağlamıs ve müreffeh bir toplum ortaya konmustur. Son yıllarda tarihçiler bu paleoklimatik verileri değerlendirmeye baslamıslardır. Bu konuda bir örnek, Yaslı Pliniusun notlarında yer almıstır. Romalı doğa bilimci Plinius, MS. 1.yyda çevresel bir tasvirinde kayın ağaçlarıyla kaplı yüksek dağlardan bahseder, ki kayın ağaçları alçak rakımlara özgüdür. Bu örnek bile iklimsel sıcak dönemi göstermesi açısından bir kanıttır. Paleoklimatik verilere göre, MS. 150-450 arası da iklimsel dengesizlik dönemi olarak kabul edilmistir ve Kavimler Göçünün tetiklendiği dönemi kapsar, bu geçis periyodu ise MS. 450 ile MS. 700 arasındaki mini buz çağına kavusur ve sık kuzeyden ve doğudan göçer kitlelerin Avrupa içlerine girisine tanıklık edip klasik Orta Çağı baslatacaktır. Uzun dönemli iklim değisikliği sonucu Kavimler Göçü denen kitlesel hareketler sık tekrarlanmıstır, zira Gotların göçünü müteakip, Alanlar, Alemanniler, Frank grupları bu kitlesel hareketi gerçeklestirmistir. Kısacası disiplinlerarası çalısmaların yoğunlasmaya basladığı çağımızda kavimler göçü gibi tarihsel olaylara sadece siyasi ve askeri yönlerden değil de sosyal, ekonomik ve en temelde doğal etkiler üzerinden bakmak çok daha sağlıklı ve gerçeğe yakın yorumların önünü açabilir.